WordPress Giriş (Login) Sayfası Tasarımı Değiştirme

16 Haziran 2014



WordPress Login sayfasını değiştirmek için basit eklentiler veya fonksiyon kullanarak yapabiliyoruz. Fonskyion içerisindede css’de kullanıyoruz ancak herkes bunu yapamıyor. Bu yüzden kapsamlı bir eklentiye ihtiyaç duyabilirsiniz. İşte bu eklenti yeni çıktı ve eklenti sayesinde tüm alanları değiştirebiliyorsunuz.

Eklentinin sadece 1 eksiği logo ve arkaplan resimlerini url yerine kütüphaneye bağlanıp seçtirebilirmiş. İnşallah onuda yaparlar o zaman 10 üzerinden 10 veririm. :)

Eklentiyi indir:  WordPress Login Template

Google Chrome Canary 64bit Windows 7-8-8.1 En Kararlı Sürümü



Google’nin “Web’de sınırları zorlayın” dediği Chrome Canary 64bit sürümünü yayınladı. Bilgisayarınız 64bit bile olsa normal chromede 32 bit kullanıyorduk ancak bu yeni canary ile artık 64bit ile kullanabileceğiz.

Chrome Canary 64bit’in faydası ne olucak diye sorarsanız normal Chromeden daha güvenli, daha hızlı ve daha kararlı olacaktır. Neredeyse her gece güncelleme olacağından bahsediyor :) Bende bugün kurdum ve bugünden sonra test edicem test sonuçlarını gene bu sayfaya yükleyebilirim.

Sizde hemen indirin: Chrome Canary 64bit indir.

Furkan Kızılay - Hersey Senle / Hep Senle Şarkı Sözleri





Sanki ilk baktığım gözlerdi gözlerin

Duyduğum en güzel şarkı sesin
Sabah uyanmak artık başka çok başka
çünkü sabahlar artık senle hep senle

Nananananananana
Herşey senle ilk aşk belki senle
Senle senle karışmak güzel senle
Herşey senle hayaller güzel senle
Senle senle hep senle

Sanki ilk tuttuğum ellerdi ellerin
Yağmur yağmur ıslak tenin
Gece ayışığı artık başka çok başka
Çünkü geceler artık senle hep senle

Nananananananana
Senle senle ilk aşk belki senle,
Senle senle karışmak güzel senle,
Senle, senle hayaller güzel senle,
Senle senle hep senle

Herşey senle ilk aşk belki senle
Senle senle karışmak güzel senle
Herşey senle hayaller güzel senle
Senle senle hep senle

Bide Seviyom Dedi Sana Yanıyom Dedi Şarkı Sözleri




Sözleri:

 Akıl Yok ki Başta   Ne İşin Var Aşkta

Aşkın Kabahati Yok  Sevmeseydim Keşke..
Bide Seviyom Dedi Sana Yanıyom Dedi
İnan Ölüyom Dedi Vah Vah Vah
İş Verip Tüydü
Ortada Koydu Aşkıma Kıydı Vah Vah Vah

Evleniyo işte akşam saat beşte
İnatçıdır toka durmaz o güzelim saçta
Bide Seviyom Dedi Sana Yanıyom Dedi
İnan Ölüyom Dedi Vah Vah Vah
İş Verip Tüydü
Ortada Koydu Aşkıma Kıydı Vah Vah Vah

Windows 8 İçin Kullanılan Renkler

Bugün çok beğendiğim Windows 8 renklerini araştırdım ve güzel bir liste yaptım. Hem sizin işinize hemde bizim işimize yarayacaktır. Şahsen site yaparken benim çok işime yarayacak o konuda şüphem yok :)

En populer olarak kullandığım #c0c0c0 ve #f4f4f4 renklerine yenilerini katmam iyi oldu diye düşünüyorum.




Windows 8 Renkleri

CSS‘cilerin kesinlikle işine yarayacaktır. RGB ve HEX kodlarını fln alayını yazıyorum. Bence en iyi renkler seçilmiş çünkü hepsi birbirinden güzel görünüyor.



  • Lime #A4C400 RGB(164,196,0)
  • Green #60A917 RGB(96,169,23)
  • Emerald #008A00 RGB(0,138,0)
  • Teal #00ABA9 RGB (0,171,169)
  • Cyan #1BA1E2 RGB(27,161,226)
  • Cobalt #0050EF RGB(0,80,239)
  • Indigo #6A00FF RGB(106,0,255)
  • Violet #AA00FF RGB(170,0,255)
  • Pink #F472D0 RGB(244,114,208)
  • Magenta #D80073 RGB(216,0,115)
  • Crimson #A20025 RGB(162,0,37)
  • Red #E51400 RGB(229,20,0)
  • Orange #FA6800 RGB(250,104,0)
  • Amber #F0A30A RGB(240,163,10)
  • Yellow #E3C800 RGB(227,200,0)
  • Brown #825A2C RGB(130,90,44)
  • Olive #6D8764 RGB(109,135,100)
  • Steel #647687 RGB(100,118,135)
  • Mauve #76608A RGB(118,96,138)
  • Taupe #87794E RGB(135,121,78)

    Yazınca anladım baya bir renk varmış bende az diyodum :)

WordPress İletişim Formu Eklentisi (Contact Form 7)



WordPress Contact Form 7 WordPress‘in en sık kullanılan eklentilerinden biri indirilme sayısı bunu kanıtlıyor şu anda 17 milyon indirmesi var 18 milyona az kaldı. Eklenti çok kullanışlı hızlı bir şekilde form yapabiliyorsunuz.


Bu form eklentisi ile iletişim formu, insan kaynakları formu, sipariş formu, abonelik formu gibi bir çok form hazırlayabilirsiniz. Eklentinin bir diğer özelliği ise bir çok dil desteklemesi bunların arasında Türkçemizde mevcut.


Eklentiyi kurduktan sonra yönetim paneli sol kısımda “İletişim” kısmı geliyor ve oradan istediğiniz kadar iletişim formu ekleyebiliyorsunuz. Form hazırladıktan sonra size verdiği kodu hangi sayfada çıkmasını istiyorsanız oraya ekliyorsunuz. Form hazırlarken eğer temanız css framework kullanıyorsa form oluştururken class’ları ona göre girebilirsiniz.



Eklenti gün geçtikçe gelişiyor akismeti kullanarak spam maillerin gelmesini engelliyor. Ayrıca ufak bir kod ile Google Analytics‘den iletişim formlarını takip etmenizi sağlıyor.

Eklentiyi indir: Contact Form 7

Google Açılmıyor Diyenler İçin SSL Bağlantı Problemi ve Çözümü


Yaklaşık 2 aydır Google‘de bu problemi yaşıyorum problemi ilk yaşadığımda araştırmıştım ama yazmak bugüne nasipmiş :)
Öncelikle problemin Google SSL‘den kaynaklı olduğunu ve bizle alakalı olmadığını söyliyim çünkü diğer forumlarda hatta google forumlarında bile saçma sapan cevap yazıyorlar.
Adam Google’ye giremiyorum dediğinde genel tüm sitelerde aldığı cevaplar şu şekilde;
  • Tarayıcı geçmişini temizle
  • Güncel sürüm kullan
  • Bilgisayarında virüs var cleaner programlarından indir temizle
  • Chrome kaldırıp kur
  • Chromeden kaynaklı
  • Google dns’den kaynaklı
  • İnternet yasası ile alakalı
  • Format atın
  • Sansürden kaynaklı
  • Bilgisayar saat ve tarihini güncelleyin. gibi gibi…
Biraz daha araştırsam daha çok cevap gelicekte daha çok yazmak istemiyorum :) Yukardakilerini yaptığınızda bu problemi çözmüş olmuyorsunuz problem Google’de çünkü yurt dışındada giremeyen bir çok kişi var. Biz güvenli olsun diye Google’ı SSL kullanıyoruz yani;
https://www.google.com/
olarak giriyoruz. Problem ssl’den kaynaklı olduğu için
http://www.google.com/
yazdığınızda siteye rahat bir şekilde girebilirsiniz diycem ama Google otomatik https’ye yönlendiriyor bu çözümüde es geçiyoruz.

Biz ne yaparsak yapalım bu problemin önüne geçemeyeceğiz Google’nin bu konu ile ilgili bir açıklama yapması ve düzgün bir çalışma yapması gerekli. Google’ye bu problemi bir kaç kez bildirdim benim gibide bir çok kişi bildirmiştir ama hala bir açıklama gelmedi demekki onlarda çözemedi :)
Google forumlarında editörlerin yaptığı yanlış cevaplarda insanları hep oyalıyor onlarada bir cevap yazmak istiyorum;
  • Chrome değil tüm tarayıcılarda aynı problem var zaten ssl olduğu için.
  • Chromu kaldırıp tekrar kurmadım ama başka bilgisayara format attıktan sonra denedim gene aynı problem.
  • DNS’den kaynaklı değil çünkü OpenDns, GoogleDns ve bir kaç tane daha dns kullandım hatta kapattım gene aynı problem.
  • Sansürle alakası yok site sansürlense yani yasaklansa zaten hiç girilmez.
Neyse daha çok yazmak istemiyorum bu konuda doldum iyice :)
Problemi geçici olarak çözmek için lütfen aşağıdaki yöntemi kullanın;
Google IP adresini kullanarak bu problemin önüne geçebiliriz buda herkesin söylediği yöntem aslında bir çözüm değil geçici çözüm bu: http://74.125.131.94/
Yukarıdaki Ip adresi Google’ye ait bu yüzden rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Windows 7 Siyah Ekran ( Black Screen ) Çözümü


Kısa süre önce windows 7 işletim sistemine sahip bir bilgisayarda siyah ekran sorunu ile karşılaştım. Sorun tam olarak şu şekildeydi. Bilgisayarı çalıştırıyorum herşey normal açılıyor. Fakat logodan sonraki ekranda yani masaüstü gelmesen mouse çıktığı anda ekran siyah şekilde duruyordu. Sizde bu şekilde veya benzeri bir siyah ekran sorunu ile karşılaşıyorsanız geçelim çözüm için ne yapabiliriz.



Windows 7 siyah ekran sorununa çözüm için ilk olarak bilgisayarımızı yeniden başlatıyoruz. Daha sonra bilgisayar açılmaya başladığında F8 tuşuna sürekli basarak işletim sistemi seçeneklerinin çıktığı ekran karşımıza geliyor.  Ekran tam olarak aşağıda bulunan resimdeki gibidir.




Bu siyah ekrandayken Bilgisyarınızı Onarın seçeneğini seçiniz. Daha aşağıdaki gibi sistem kurtarma seçenekleri ekrana gelecektir..




Bu ekrandan da komut istemi bölümüne girin. Ve ardından aşağıdaki komutları uygulayın.
C:
CD WINDOWS
DEL PREFETCH
Son kodu uyguladığınızda size bu klasör silinsin mi? diye soracak evet diyerek yanıtlayın. Sonrasında cd.. yaparak c: anadizinine tekrar dönün ve aşağıdaki kodu girin.
CHKDSK /R
Bunu girdiğinizde ekranda bişiler sorarsa hepsini onaylayın. Bu bir tarama işlemi gerçekleştirecek ve biraz sürecektir. Tahmini süre 15 Dk falan. Sonrasında bilgisayarı yeniden başlattığınızda siyah ekran sorununuz çözülmüş olaraktır.

Windows 8 Siyah Ekran( Black Screen ) Çözümü

Merhaba Arkadaşlar bugün Windows 8′deki problemimi sizlere anlatıcam ve çözümüde anlatıcam inş.

Bilgisayarımı açtım sesler gelmeye başladı, yazılar vs. derken şifremi sordu onuda girdim sonra siyah ekranda bilgisayar kaldı. Devamı yok Ctlr – Alt – Delete yapıyorum görev yöneticisini açabiliyorum ancak diğer türlü kullanamıyorum. Biraz çabaladım ama çalıştıramadım beceremedim açıkcası sonra internette araştırdım yorumlarda gördüm denedim ve bilgisayarımı düzelttim.


Sorunun sebebi bilgisayarımda kurulu olan avast’tan kaynaklanıyor. Sizdede aynı problem varsa muhtemelen avast bilgisayarınızda kuruludur. Eğer avast kurulu değil ise buna benzer bir olay olabilir peşinden koşun.




Windows 8 Black Screen (Çözümü)


Siyah ekran sorunu çözmeye geldik şimdi sırayla söylediklerimi yapın.
1) Ctrl – Alt – Delete tuşuna basın. Windows 8 ekranı gelecek “Görev Yöneticisi“ne tıklayın.
2) Yeni Görev Oluştur kısmına eğer sisteminiz C: dizinine kurulu ise şunu yazın “C:\Program Files\AVAST Software\Avast\AvastUI.exe” eğer değil ise “Gözat” seçeneğine tıklayıp Avast’ın kurulu olduğu yeri seçin ve avast’ı başlatın.








3) Üst sekmeden Güvenlik -> Antivirüs -> Davranış Kalkanı kısmına tıklıyoruz ve an sağ kısımdan “Ayarlar” butonuna basıyoruz. (Farklı Avast Sürümlerinde Farklı Yerlerde Olabilir. Eğer Bulamazsanız Bir Araştırmasını Yapınız.)



4) Temel Ayarlar kısmına geleceğiz oradan “Güvenli işlemler” kısmına tıklıyoruz.

5) Sağdaki kısımda resimde benim uzantısını verdiğim bir alan exe bulunuyor siz oraya şunu yazın “C:\Windows\ImmersiveControlPanel\SystemSettings.exe” işlem tamamdır. Kaydedip bilgisayarı kapatıp tekrar açıyoruz.



Not: Son olarak eğer çalışmazsa tüm bu işlemleri tekrardan yapın ve Temel Ayarlar kısmından “Sistemi onaylanmamış değiştirmelere karşı izle” seçeneğinide kaldırın. Tekrar kapatıp açın.

Avast’ın bunu neden yaptığını bilmiyorum ama sanırım güvenlik nedeniyle yapılmış bir ayardır ancak pc’yi açamadıktan sonra istemem o güvenliği :)


Wolfteam Karakter Değerleri (Vauleleri)

15 Haziran 2014

Kırmızı:

William Kroll [Kırmızı Standart]: 30006
Kırmızı Özel 1 = 30050
Kırmızı Özel 2 = 30051
Kırmızı Özel 3 = 30069
Kırmızı Özel 4 = 30070
Pedro Gomes: 30004
Pedro Gomes Special Edition: 30014
Pedro Gomes Euro 2012 Soccer Edition: 30032
Pedro Gomes Turkish Soccer Edition: 30044
Lin meiling: 30009
Lin meiling Special Edition: 30025
Lin meiling Euro 2012 Soccer Edition: 30035
Lin meiling Adult Edition: 30021
Hamadah bin Shabah: 30010
Hamadah bin Shabah Special Edition: 30026
Hamadah bin Shabah Euro 2012 Soccer Edition: 30036
Hamadah bin Shabah Turkish Soccer Edition: 30045
Adriana Tenorio: 30003
Adriana Tenorio Special Edition: 30013
Adriana Tenorio Euro 2012 Soccer Edition: 30031
Adriana Tenorio Adult Edition: 30019
Geremi Song: 30018
Geremi Song Turkish Soccer Edition: 30046
Kate Blume: 30030
Illude Vaganova Ivanov: 30017
Matt Baker: 30029
Pedro Komutan: 30040
Adriana Komutan: 30039
Kırmızı GM Karakteri 1: 30081
Kırmızı GM Karakteri 2: 30082

Mavi:
Duane Eddy[Mavi Standart]: 30005
Mavi Özel 1 = 30052
Mavi Özel 2 = 30071
Mavi Özel 3 = 30072
Mavi Özel 4 = 30073
Christoper Smith: 30002
Christoper Smith Special Edition: 30012
Christoper Smith Euro 2012 Soccer Edition: 30034
Christoper Smith Turkish Soccer Edition: 30043
Angela Mao: 30001
Angela Mao Special Edition: 30011
Angela Mao Euro 2012 Soccer Edition: 30033
Angela Mao Adult Edition: 30020
Marien Arnault: 30007
Marien Arnault Special Edition: 30023
Marien Arnault Adult Edition: 30022
Marien Arnault Euro 2012 Soccer Edition: 30037
Reinhard Schneider: 30008
Reinhard Schneider Special Edition: 30024
Reinhard Schneider Euro 2012 Soccer Edition: 30038
Yigit Demir: 30016
Yigir Demir Turkish Soccer Edition: 30047
Alexsandro Del Riccardo: 30027
Tomita Yasuko: 30015
Sarah Linda: 30028
Mavi GM Karakteri 1: 30083
Mavi GM Karakteri 2: 30084

Okuyun ve Birkaç Gerçek Öğrenin..!




Bir insan Aklını kullanıyor ise nerede olduğu hiç önemli değildir. Çünki;aklını kullanan kendini geleceğe taşır ve biz(türkler) bunu yaptığımızda 3 kıtaya yayılan bir İmparatorluğ’a dönüştük.
Sultan Abdülhamid Han Aklını kullandı


Sultan Abdülhamid aklını kullanarak Petrol Haritasını daha o zamanlarda çizerek bu milletin geleceğine yatırım yapmak istemişti. Ancak içerideki aklı Para ile satın alınan birkaç grup tarafından indirildi. Ne yazık ki kimse buna engel olamadı..
Lozan’da da ‘bedel’ diyerek alacaklarını bizden aldılar..


Biz bu ülkede ‘Lozan Antlaşması’ diyerek ne bayramlar kutladık.. Halbuki İsviçre’de anlaşmanın imzalandığı salonun girişinde sadece ‘Lozan’ yazmıyor. Kocaman bir tabela içerisinde ‘Lozan Ortadoğu Antlaşması’ yazıyor. Bu da şu demektir ki aynı zamanda bir Ortadoğu’yu alma anlaşması idi…
1900′lerde İngilizler(United Kingdoms) Nerelerde petrol varsa o bölgeleri himayesi altına aldı ve valiler atadı.. Petrolde Çin pazarına tamamen hakim oldular..


Adamlar daha 1800′lü yıllarda at ve eşek üzerinde seyahat ederken PETROL olayına daldılar. Aynı tarihlerde Amerika’da bir aile topraktan fışkıran petrolü şişlere doldurup “ROMATİZMA İLACI” diye satıyordu. Amerikalılar da o tarihlerde Çin’e gelip petrol satmak istedi. İngilizler ve Amerikalılar arasında o tarihlerde büyük petrol savaşı yaşandı ÇİN’de. İngilizler petrolü Çin’e yakın ülkelerde çıkarıp, Pekin’de ucuza satıyordu. Amerikalılar ise daha okyanusun bir ucundan getirdikleri için taşıma maliyetleri yükseliyor, ellerindeki petrol pahalıya görücüye çıkıyordu. Sırf Çin’deki İngiliz hakimiyetini kırmak için önce petrolün fiyatını indirdiler. Olmadı “Bir litre alana yanına bir de bedava ampul” diye promosyon yaptılar. İngilizler kaybetmek üzere olduklarını görünce öyle fiyat indirdiler ki, petrol Çin’de neredeyse bedavaya satılma noktasına geldi. En sonunda Amerikalılar pes edip kaçtı. Teslim bayrağını çeken Amerikalı aile, bir zamanlar petrolü şişede ROMATİZMA İLACI diye satan Rockfeller hanedanına ait Standart Oil’di. İngilizler’in Amerikalılar’ı kaçıran şirketi ise Royal Dutch’du. Aradan 100 yıl geçti şimdi petrolün olduğu bölgelerde PARADORLAR için oluk oluk kan akıyor. Türkiye’nin yıllık 60 milyar dolar liralık enerji açığı var bugün. Enerjiyi satın alıyor, kullanıyor, 60 milyar dolarımızı havaya buhar olarak saçıyoruz. Bizi içeride yıllarca birbirimize kırdırarak dışarıya çıkarmadılar. Ne zaman ki enerji hatlarına inmeye kalktık, arı kovanı ayağa kalktı..

Asla ve asla büyümemizi,yeniden Ecdadımız gibi tarih yazmamızı istemiyorlar! ..


Onun içindir ki yine aynı yoldan içeriden geliyorlar. Kökenine, dinine, imanına parasına hiç bakmıyorlar.İşlerine kim yarıyorsa kullanıyorlar.Cumhurbaşkanını ilk kez HALK seçecek şimdi.Devleti geri alacağız. AKBABALAR vermemek için bir yıldan fazladır buna hazırlık yapıyorlar.
Saldırıyorlar hep ve yine saldıracaklar.
Bu konuşmaları herkese açıklayalım..

En buruk ‘Babalar Günü‘



Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden işçilerden 39'unun mezarının bulunduğu Maden Şehitliği'nde buruk bir Babalar Günü yaşanıyor.

Sabahın erken saatlerinden itibaren Soma Belediyesi Mezarlığı içerisindeki Maden Şehitliği'ne gelen yüzlerce vatandaş, mezarlara karanfil bıraktı. Mezar başında Kur-an'ı Kerim ve dua okuyan vatandaşlar, şehit madencilerin Babalar Günü'nü kutladı.


Maden faciasının meydana geldiği ocakta çalışan ve arkadaşlarını kaybeden Yunus Öksüz, annesi ve çocuklarıyla birlikte şehitliğe gelerek dua etti.

Babalar Günü'nde arkadaşlarının mezarını ziyaret etmek istediğini ifade eden Öksüz, "Her zaman buraya geliyorum ama bugün de özellikle gelmek istedim. Memleketten annem de geldi onlarla birlikte ziyaret etmek istedik. Çocuklarımın okul arkadaşlarının babaları da burada yatıyor. Arkadaşlarımın Babalar Günü'nü kutlamak istedik" dedi.

Türk Eğitim-Sen 3 Nolu Şube Başkanı Adnan Sarısayın, sendika üyeleriyle birlikte geldikleri şehitlikte yaptığı açıklamada, bir avuç kömür için bir ömür verenlerin yanında olduklarını belirterek bu olayın bir daha yaşanmamasını diledi.

Mezarlık girişinde stand kuran Türk Kızılay'ı da ziyarete gelen vatandaşlara gıda malzemeleri dağıttı. Mezarlıklara karanfil bırakan Türk Kızılayı üyeleri, maden faciasında hayatını kaybedenlerin çocuklarına ve yakınlarına oyuncak dağıttı.

ÇOCUKLARI KAÇIRILAN AİLELERİN BURUK 'BABALAR GÜNÜ'

Çocukları terör örgütünce kaçırılan aileler, "Babalar Günü"nü buruk yaşıyor.

Çocuklarının terör örgütü tarafından dağa kaçırıldığını iddia ederek Diyarbakır'da oturma eylemi yapan ailelerin bekleyişi, Dağkapı Meydanı'nda sürüyor.

Çocukları kendilerinden koparıldığı için Babalar Gününü buruk yaşayan aileler, çocuklarının ellerini öpeceği günün hayalini kuruyor.

Atatürk Üniversitesi Matematik Bölümü 2. sınıf öğrencisiyken 19 yaşında Ardahan'dan dağa götürülen Burak Ölmez'in babası Durmuş Ölmez, çocuğuna kavuşacağı günün hayaliyle yaşadığını söyledi.

Her baba gibi bu anlamlı günü çocuğuyla geçirmeyi istediğini dile getiren Ölmez, "Babalar Günü'nde boynu bükük bekliyoruz. Bugün bana verilecek en büyük hediye çocuğumun geri verilmesi olurdu. Çocuğumuzun yanımızda olmasını istiyoruz" dedi.

Van'dan dağa götürülen 14 yaşındaki E.T'nin babası Mehmet Emin T. ise Babalar Günü'nü evladı olmadan geçirdiği için üzüntülü olduğunu ifade ederek, "Evde kapı açılınca oğlum içeri girecek diye düşünüyorum. Her Babalar Günü'nde bana hediye alırdı. Duygusal bir çocuktu. Hayali gözümün önünden gitmiyor" diye konuştu.

Sivas Cumhuriyet Üniversitesi 2. sınıfta okurken dağa götürülen Ferdi Ulutaş'ın babası Fethi Ulutaş da içinin kan ağladığını dile getirdi.

Torunu Muhammed Emin Önal'ın Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler 3. sınıf öğrencisiyken dağa götürüldüğünü anlatan Sabri Önal ise Babalar Günü'nde torunundan ayrı kaldığı için sabaha kadar uyuyamadığını söyledi. 

Gözyaşlarına hakim olamayan Önal, "Biz de isterdik ki çocuğumuz kucağımızda olsun. Geçen sene Babalar Günü'nde torunum yanımdaydı. Beni hastanede ziyarete geldi, hediye getirdi. Bugün ise yanımızda yok, üzgünüm" ifadelerini kullandı.

AA.

Steam Kullanıcı Adları, Şifre, E-Mail, E-Mail Onayları | Steam Üyelikleri | Steam Nasıl Üyelik Açılır.

14 Haziran 2014


Merhaba arkadaşlar, aşağıdaki Steam Üyeliklerini nasıl aktifleştireceğinizi anlatıyım. Şimdi yapıcağım işlemleri sırasıyla uygulayınız.

1-) İlk olarak Steam'ı açıyoruz.(Bende İngilizce Sürümü var buna göre anlatacağım.)
2-) Açılan Steam Login ekrarında " Create a new account " yazan butona tıklayın.(İlk Sırada.)
3-) Açılan Sonraki bölümde ise tekrardan " Create new account " yazan butona tıklayın.(İlk Sırada.)
4-) Çıkan Bölmede " Next " Butonunu işaretleyerek devam edin.
5-) Kullanıcı sözleşmesini " I Agree " butonuna tıklayarak kabul edin.(2Kere Sorucak Aynı Şekilde İlerleyin.)
6-) Çıkan Bölümde " Account Name " Yazan yere aşağıdan bir kullanıcı adı seçip yapıştırın. " Passaword " Yerine Aşağıdan bir şifre seçip yapıştırın. " Retype Password " yazan yere aynı şifreyi tekrardan yapıştırın.(Not:Bütün yazıları aynı yerden alın ve bazı şifreler kısa gelebilir mümkün oldukça uzun şifreleri seçin.)
7-) Açılan Bölmede " Names " Bölümünün altında bir yazıya tıklayıp " Next " Butonuna Tıklayın.
8-) Son bölümde E-Mail adresini kopyalayıp yapıştırın. Daha Sonra " Next " Butonuna Tıklayın.
9-) Ve üyelik tamamlanmıştır. İyi Günlerde Kullanın. Dikkat! Bazen Tekrardan üyelik isteyebiliyor. Bu sayfayı kaydetmeyi unutmayınız.

Blounuzun Gelişip Gelişmediğini Gösteren 6 İşaret

“Blogum ne durumda? İyi yolda mıyım?” gibi sorularla çok çok muhattap oluyorum. Bu sorulara cevap vermek ok zor. Çünkü cevap her bblog için farklıdır ve bu cevabı verecek olan tek kişi o blogun sahibidir. 

Aşağıda blogunuzun gelişip gelişmediğini ölçümlyeceğiniz bazı verilerden ve bu verilere nasıl ulaşabileceğinizden bahsettim. Böyece herkes blogunun bir önceki aya ve bir önceki yıla göre ne durumda olduğunu, gelişm gösterip göstermediğini ölçümleyebilir. 



Blogunuzun gelişip gelişmediğini gösteren 6 işaret:

1. Inbound Linkler

Blogunua verilen linkler arama sonuçlarındaki sralamanız açısından çok önemli olduğu gibi blogunuzun gelişip gelişmediği konusunda da size bazı fikirler verebilecek bir veridir. Düz mantık kurarsak blogunuzu veya yazılarınızı beğenen insnlar, kendi bloglarında sizden bahseder veya bir şekilde size link verirler. Bunlara inbound link denirr ki bu şekilde başkalarının sizden bahsetmesiyle kazanılan linkler blogunuzun geliştiğine, popüülerleştiğine bir işrettir. 

Kazandığınız veya kaybettiğiniz linkleri kolayca görüp karşılaştırma yapabileceğiniz Ahrefs ve MajesticSEO gibi araçlar var ama bunlar kazandığınız linklerin yanı sıra bizzat inşa ettiğiniz linkleri de gösterdiğinden sağlıklı sonuç vermeyecektir. Dolayısıyla manuel yöntemleri denemenizi öneririm. 

Manuel yöntemlerin başında ise Google Web Yöneticisi Araçları geliyor. Google Web Yöneticisi Araçlarında oturum açtıktan sonra blogunuzu seçip soldaki menüden Arama trafiği > Sitenize bağlantılar bölümünden blogunuza gelen linkleri görebilirsiniz. Bu bölümü zaman zaman inceleyerek gelen link sayısında artış olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

2. Yeni Kullanıcılar/Oturumlar

Google Analytics kısa bir süre önce veri isimlerinde değişikliğe giderek ziyaret yerine Oturum, ziyaretçi yerine ise kullanıcı kelimesini kullanmaya başladı. Blogunuzun gelişmiyle doğrudan ilgili olan yeni ziyaret ve ziyaretçilere Google Analytics’den bakacağımız için bu isimleri kullanmayı tercih ettim. 

Blogunuz gelişiyorsa sosyal medyada, diğer bloglarda, forumlarda hatta arkadaş sohbetlerinde sizden bahsediliyordur. Bu da popülerliğinizin ve tanınırlığınızın arttığı anlamına geliyor. Yani blogunuza yapılan yeni ziyaretler ve ziyaretçiler artacaktır. Google analytics’den yeni oturum ve kullanıcı sayılarını önceki tarihlerle kıyaslayarak blogunuzun gelişiğ gelişmediği konusunda fikir sahibi olabilirsiniz. 

Google Analytics’de yeni kullanıcı ve oturum sverilerini görmek için sırasıyla şu adımları izleyebilirsiniz: 

- Soldaki menüden Kitle > Genel bakış bölümünü açın 
- Ortadaki Genel bakış yazan yerin altından metrik olarak Oturum veya Kullanıcıları seçin
- Sağ üst taraftaki tarih bölümünden Şununla karşılaştır kutucuğunu işaretleyip Önceki dönemi seçin ve uygula deyin 
- Gelen grarfikte mavi renkli çubuk son dönemi, turuncu renkli çubuk bir önceki dönemin verilerini gösterir.

Bu grafikten gün gün değişimleri karşılştırabileceğiniz gibi grafiğin altındaki tabloladan kullanıcı ve oturum sayısındaki toplam değişimin ne yönede olduğunu da görebilirsiniz. %10 artmış ve %5 azalmış gibi… 

3. Abone Sayısı 

İnsanlar blogları düzenli takip etmek ve yeni yazıları kaçırmamak için abone olurlar. Bloglara abone olmanın çeşitli yolları olmakla birlikte bunlar arasında en yagınları RSS beslemeleri ve e-posta aboneliğidir. Bunların dışında Google Friend Connect, Bloglovin gibi yöntemler de kullanılsa RSS verilerini ölçümleyebildiğimiz için onlardan bahsedeceğim. 

Yazılarınız beğenildikçe insanlar sonraki yazılarınızı merak edecek ve kaçırmamak için yukarıda bahsettiğim abonelik yöntemlerinden birini tercih edeceklerdir. Yani blogunuzun abone sayısı ile gelişim seviyesi doğru orantılıdır. 

RSS abonelerinizdeki değişimi görmek için Feedburner aracını kullanıyor olmanız gerekir. İnsanları Feedburner aracılığıyla RSS beslemelerinize abone yaptıktan sonra FeedBurner hesabınıza girip Feed Stats > Subscribers bölümünden tüm günlerdeki abone sayısını görebilir ve artış mı azalış mı olduğunu kontrol edebilirsiniz. 

4. Yorumlar 

Yazılarınıza yapılan yorumların blogunuzun kalitesiyle, iyiliğiyle, kötülüğüyle hiç bir ilgisi yoktur aslında. Zira günlük binlerce ziyaretçisi bulunan, ödüllü ama yazılarına 1-2 yorum zor alan çok iyi bloglar var takip ettiğim. “Peki listeye neden koydun?” diye sorabilirsiniz. Yorumlar blogunuzun değil ama yazı tonunuzun, iletişim becerinizin ve etkileşim oranınızın geliştiğine bir işaret olabilir. 

İnsanlar hangi bloglara yorum yazar? Kendimden örnek vermem gerekirse öncelikle iletişim içinde olduğum, samimiyetine inandığım arkadaşlarımın yazılarına destek verici yorumlar yazdığımı söyleyebilirim. Bunun dışına hiç tanımamama rağmen yazısını takdire değer bulduğum kişilere tebrik ve teşekkür mahiyetinde yorumlar yazıyorum. Üçüncü olarak da ilgi alanımda yazılmış ve tartımaya açık yazılara fikrimi belirten yorumlar yazıyorum. 

Kısacası blog yazılarınıza yapılan yorumların artması, insanlara “dokunabildiğinizin” bir işaretidir ve bu da bir blog yazarı olarak geliştiğinizi gösterir bence. 

5. Sosyal Paylaşımlar 

Sosyal paylaşımlardan kastım yazılarınızın veya blogunuzun sosyal ağlarda paylaşılması. Sosyal paylaşımlar için söyleyeceklerim de 1. maddede inbound linkler ile ilgili söylediklerimden çok da farklı değil aslında. İnsanlar yazılarınızı beğenip faydalı buldukça, sosyal medya hesaplarında faydalı bulurlar ki bu da blogunuzu geliştirdiğinizin bir işaretidir. 

Sosyal medyadaki görünürlüğün kolayca ölçülmesini sağlayan profesyonel araçlar var fakat bunlar ajasnslar için piyasaya sürülmüş ücretli araçlar oldukları için size tanıtmayacağım. Onların yerine sosyal medya paylaşımlarını ölçebileceğiniz öanuel yöntemlerden bshsedeceğim. 

Öncelikle blog yazılarınızın altına ekleyebileceğiniz ve sosyal ağlardaki paylaşım sayılarını da gösteren sosyal paylaşım eklentilerini önereceğim. Bu eklentilerdi eklediğinizde insanların yzılarınızı sosyal ağlara paylaşmasını kolaylaştıracağınız gibi hangi sosyal ağda kaç kez paylaşıldığını görebilirsiniz. 

İLinci olarak ise SharedCount isimli ücretsiz bir araçtan bahsedeceğim. Bu aracın adres satırını her hangi bir yazınızın URLsini yapıştırıp analiz ettiğinizde Facebook, Twitter, Google+, Pinterest, LinkedIn gibi ağlarda kaç kez paylaşıldığını kolayca görebilirsiniz. 

6. Hedefler 

Yukarıda ki 5 madde tartışmaya açık maddeler. Hatta bazı durumlarda hiç bir şey ifade etmeyebilir o veriler. Fakat bizzat sizin koyduğunuz hedefler ve belirlediğiniz süre içinde bu hedeflere ne kadar yaklaştığınız, bu konun özeti ve en önemli maddesidir. 

Geçmşite blogların başarısının nasıl ölçüleceği ile ilgili kısa bir yazı yazmıştım. Orada daüzerinde durduğum bir fikir vardı. Başarı görecelidir ve kişiden kişiye değişir.Hedeflerinizi gerçekleştirdiğiniz kadar başarılısınız! 

Bu fikrimin arkasındayım ve blogunuzun gösterdiği gelişimin de en iyi hedeflerinize ne kadar ulaştığınızla ölçülebileceini düşünüyorum. 

Blogunuzu oluşturduğunuz ilk gün “sıfır” noktasındasınız. İşte o gün kendinize belli periyolar için bazı hedefler koyarsınız. Örneğin ilk 1 ayda 10 yazı yayınlamak, ilk 1 haftada günlük ziyaretçi sayısını 20’ye çıkarmak… gibi. Günü geldiğinde ise hedeflerinize bakar ve ne kadarını gerçekleştiriğinizi kontrol edersiniz. Eğer hedefinize ulsştıysanız başarılısınızdır ve büyük gelişim göstermişsinizdir. Eğer ziyaretçi sayınızı 20 hedefleyip 5’te kaldıysanız çok az bir gelişim göstermşsinizdir. 

Başlangıçta elinizde hiç bir veri olmadığı için hedef belirlmek zordur. Fakat blogunuz birkaç ay yayında kalıp elinize bazı veriler geçtikten sonra hem hedef belirlemek hem de blogunuzun gelişip gelişmediğini ölçmek çok daha kolay olacaktır.

Konuyla ilgili fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim. Hepinize iyi bloglar dilerim!

Döküman: Network Nedir? Nasıl Kurulur?




Network ikiden fazla bilgisayarın birbirleriyle iletişim halinde olmasıdır. Bu iletişim internet üzerinden farklı kıtalardaki iki bilgisayar arasında da olabilir , aynı mekan içinde olan iki bilgisayar arasında da. Eğer bu bilgisayarlar aynı yerel alan içinde bulunurlarsa bu network ,

LAN (local area network) olarak adlandırılır. Bu iş için her bilgisayarda iletişimi sağlayan ethernet kartları ve gerekli kablolar mutlaka olmalıdır. LAN büyüdükçe bu sisteme HUB , Server gibi LAN`ın hızını ve yeteneğini arttıracak üniteler eklenir.



LAN İLE YAPILABİLECEKLERİNİZ


LAN`ın temel faydası verilerin paylaşımıdır. Ancak bunu çok farklı yollarla kullanabilirsiniz. Örneğin ofislerde tek bir yazıcının bütün ofis çalışanlarınca kullanılabilmesi , bütün kullanıcılar arasında haberleşmenin bilgisayar ekranından yapılabilmesi , gelen faksların kullanıcıların ekranında görüntülenebilmesi ve her kullanıcının kendi sisteminden faks çekebilmesi , bir uygulamanın server üzerinde çalışırken birden fazla kullanıcı tarafından kullanılabilmesi. Ev ve ofis kullanıcıları tek bir internet bağlantısı ile birden fazla bilgisayarı internet’e bağlayabilir , e-mail alıp verebilir ve hatta oyun oynayabilirler.



LAN TİPLERİ:


İki bilgisayar arasındaki LAN : Bu en küçük lan tipi aynı zamanda en hesaplım olanıdır da. Her iki bilgisayara ethernet kartı takmak ve bu kartları CAT5 standardında cross bir kablo ile bağlamak yeterlidir.

İkiden fazla bilgisayar arasında BNC ile kurulan LAN: Bilgisayar sayısı ikiden fazla ise izlenebilecek iki yol vardır. Bunlardan birincisi tüm bilgisayarlardaki ethernet kartlarını BNC kablolar yardımıyla seri olarak bağlamaktır. Bu sistemde her bilgisayar bir sonrakine bağlanarak bir zincir kurulur. Zincirin başına ve sonuna ise sonlandırıcı adı verilen bir parça yerleştirilir. Ancak oldukça eski olan bu sistemin pek çok dezavantajı var. Bunlardan birincisi BNC kablolarla 100Mbitlik bağlantı kurulamaması. Diğer bir dezavantaj ise kablo ağının herhangi bir noktasındaki kopma veya arızanın tüm LAN`ın iletişiminin kopmasına yol açması. Ancak üç-dört bilgisayar arasında ucuza mal olacak bir LAN kurmak istiyorsanız bu sistemi tercih edebilirsiniz.
İkiden fazla bilgisayarlar arasında CAT5 ile kurulan LAN : Günümüzde daha yaygın olan sistem ise tüm bilgisayarların CAT5 tipi kablolarla bir HUB`a bağlanması. Bu sistemde isterseniz her workstation aynı HUB`a bağlanarak birbirleriyle iletişim kurmaları sağlanabildiği gibi HUB`a bir server bağlanarak server üzerinden bilgi paylaşımı sağlanabilir. Bu sistem 100Mbit ile 1Gigabit arasındaki hızlarla çalışabildiği gibi her makine HUB`a ayrı bir kablo ile bağlandığından bağlantılardan birindeki arıza diğerlerini etkilememektedir. Ayrıca günümüzde network üzerinden kullanılabilen programların pek çoğunda veri iletimi bu sisteme göre tasarlanmıştır. Örneğin Logo veya ETA gibi bazı ticari programlar BNC sistemi üzerinde çalışmamaktadır. (Bu son cümle bana oldukça mantıksız geldi,daha önce bu programların BNC de çalıştığını gördüm,hem niye çalışmasın ki ? –webmaster-)




BİR LAN`IN KURULMASI:



Kablolama


LAN`ınızı kurarken yapmanız gereken ilk iş kabloların döşenmesi. Bu sanıldığından çok daha fazla dikkat gerektiren bir iş. Kablolarınızın nereden geçeceğine karar verirken kablonun üzerine basılmayacağından ve elektrik hattınıza minimum 10 cm mesafeden geçtiğinden emin olun. Ayrıca kablonun üzerine ağır şeyler konmaması gerektiğini de unutmayın. Sağlıklı bir yapı için kablolarınızın zemin altındaki ya da duvar kenarındaki kanallardan geçmesi en uygun çözümdür. Zemin altından geçen kanallar daha çok mimari işlemler gerektiğinden ancak yeni yapılan veya tadilat halinde olan bir mekanda düşünülebilir. Ancak duvar kenarından giden plastik kanallar hem daha pratik hem de daha hesaplı bir çözüm sunar.
Network`ler de kullanılan kablolar diğer kablolardan farlıdır. Bu kabloların döşenmesindeki en önemli problem konnektörlerinin takılmasıdır. Eğer bilgisayarlar birbirine yakınsa 3 veya 5 metrelik hazır kablolar kullanabilirsiniz. Ancak daha fazla uzunluklar için kendi kablolarınızın ucuna kendi konnektörlerinizi bağlamanız gerekebilir. CAT5 kabloların uçlarındaki konnektörler bağlanırken kablo demeti içindeki renkli ince kabloların belli bir sıraya dizilmesi ve konnektörün özel bir pense ile sıkılması gerekir. Bu yüzden kabloların uzunluklarını tespit edip sipariş üzerine yaptırmak işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Eğer siz konnektörleri kendiniz takma imkanına sahipseniz konnektörlerin iyi sıkıldığından emin olun. Eğer BNC kablo ile seri bağlantılı bir LAN kuracaksanız işiniz daha kolay. Çünkü BNC`lerin konnektörlerini normal bir pense ile takmanız mümkün. Ama BNC konnektörler daha önce bahsettiğimiz özel pense yardımıyla sıkılmak üzere tasarlandığından normal pense ile bu iş biraz zordur.



ETHERNET KARTLARININ KURULMASI



Ethernet kartları bilgisayarın LAN ile iletişim kurmasını sağlar. Bu kartların takılması diğer kartlardan farklı değildir. İsterseniz 10Mbit isterseniz 10/100Mbit bir ethernet kartı seçin bulacağınız kart büyük ihtimalle PCI olacaktır. İlk yapmanız gereken bilgisayarınızın kasasını açtıktan sonra boş bir PCI yuvası seçmek. Bu yuvanın arka tarafını kapayan metal parçasını çıkarın ; kartınızı yuvaya dik olarak yerleştirip arka tarafını sabitleyen vidayı takın. Hepsi bu.

Daha sonra yapmanız gereken kartı windows`a tanıtmak. Kartı takıp PC`nizi açtıktan sonra Windows`unuz Plug and Play sayesinde yeni kartınızı algıladığını tanıyacak ve sizden driverların yerini soracaktır. Kart ile birlikte gelen sürücü disketini ya da CD sini bilgisayara takın ve Windows`a sürücülerin yerini gösterin. Aldığı sürücüleri yükledikten sonra Windows sistemi açıp kapamanızı isteyecektir. Tekrar açıldıktan sonra yapmanız gereken Başlat menusundan Ayarlar – Denetim masasını seçin. Burada sistem aygıt yöneticisi sekmesine geçin. Buradaki listede Network Bağdaştırıcıları isminde bir satır göreceksiniz. Bunun yanındaki artı işaretine basarak altındakilere baktığınızda az önce yüklediğiniz ethernet kartını göreceksiniz. Kartınızın yanındaki ikonun üzerindeki sarı ünlem veya kırmızı çarpı ethernet kartınızın sürücülerinde bir hata olduğunu gösterir. Bu durumda sürücüleri tekrar yüklemeyi veya daha yeni bir sürücü bulmayı düşünmelisiniz. Eğer herhangi bir işaret görünmüyorsa ethernetiniz büyük olasılıkla çalışacaktır.


Bundan sonraki adım Network ayarlarını yapmak. Denetim masasına girerek Network ikonuna ikim kere tıklayın ve network ayarlarına girin. Buradaki pencerede yine ethernet kartınızın ismini göreceksiniz. Burası konfigürasyon penceresidir. İlk yapmanız gereken networkünüzün cilent tipini , ardından bu networkün konuşacağı dil olan protokolü seçmek.
Windows 95 PC lerin network tipi Client for Microsoft Network`tür. Önce ekleye tıklayın , ardından İstemci ve Microsoft`u seçip sonunda Client For Microsoft`a kadar ilerleyin ve bunu seçin. Ardından ekle , iletişim kuralları , Microsoft`tan TCP/IP , Netbeui ve IPX/SPX protokollerinden birini seçebilirsiniz. Hepsini de işaretleme şansınız da var. Fakat bu durumda sistem %3 oranında yavaşlayacaktır. Konfigürasyon penceresine geri döndükten sonra tanımlama sekmesinden PC`nizi diğer PC`lere tanıtmanız gerekecek. Bilgisayar ismi kısmına sisteminize verdiğiniz herhangi bir ismi Türkçe karakterler kullanmadan yazın. Aynı durum çalışma grubu için isim verirken de geçerli yalnız aynı gruba dahil etmek istediğiniz tüm bilgisayarlara aynı çalışma grubu ismi vermeyi unutmayın. Bilgisayar tanımı kısmı doldurulmayabilir de. Artık Enter`a basabilirsiniz. Dosyalar yüklenecek ve Windows sizden sistemi açıp kapamanızı isteyecektir. Windows tekrar açıldığında sizden Microsoft Network`a girmeniz için bir şifre soracaktır. İstediğiniz bir şifreyi yine Türkçe karakter kullanmamaya dikkat ederek yazınız. Enter`a bastıktan sonra şifrenizi tekrar yazmanızı isteyecek. Şifrenizi tekrarlayın.


KABLOLARIN TAKILMASI


Yapacağımız son işlemlerden biri kabloların takılması. Eğer iki bilgisayar kullanıyorsanız CAT5 Cross kablonuzu iki bilgisayarın ethernet kartları üzerindeki yuvalara takın. Eğer ikiden fazla bilgisayarınız varsa bir HUB`a ihtiyacınız var. HUB fiyatları son zamanlarda oldukça düştü. Küçük bir network için 10Mbit`lik bir HUB`ı 60$`ın altına bulabilirsiniz. HUB`lar 5`lik , 8`lik , 16`lık vs. gibi kullanıcı sayılarına göre sınıflandırılır. Eğer ileride sisteme birkaç bilgisayar daha ekleyecekseniz HUB`ınızı bayiden buna göre almak mantıklı bir hareket olacaktır. Ancak HUB`ınız da yer kalmadıysa ve bağlamak istediğiniz yeni bir bilgisayar varsa bir HUB daha alıp iki HUB`ı yine CAT5 kablo yardımıyla birbirine bağlayarak kullanıcı sayınızı arttırabilirsiniz. Bilgisayarınızı HUB`a bağlamak oldukça kolay. Her bilgisayarın ethernet kartını tek tek CAT5 kablolar yardımıyla HUB`a girmeniz yeterli. Bilgisayarları hangi sıra ile girdiğinizin önemi yok. Ayrıca HUB`ı adaptörü yardımıyla fişe takmak dışında bir işlem yapmak zorunda değilsiniz.


PAYLAŞIM


Şimdi dosyalarınızı veya yazıcılarınızı paylaştırmayı düşünebiliriz. Bunun için yine Denetim Masasından Ağ`a ulaşıp Ekle , Hizmetten dosya ve yazıcı paylaşımınızı içeren Microsoft Ağları için Dosya ve Yazıcı Paylaşımını seçmelisiniz. Gelecek pencereden sadece dosya veya sadece yazıcınızı paylaştırma şansına sahipsiniz. İki defa tamam tuşuna basıp , dosyalar yüklendikten sonra PC`nizi tekrar başlatmanız gerekiyor.
Şifrenizi yazıp networke login olduktan sonra Bilgisayarım`dan hard-diskinize mouse’un sağ tuşu ile tıklayarak Paylaşımı seçin. Buradaki pencerede Paylaşımın Adı kısmına diğer bilgisayarlar da hard – diskinizin adının ne olarak görünmesini istiyorsanız belirtin. Alt taraftaki erişim türü kısmından hard-diskinize erişenlere salt okuma sınırlaması getirebilirsiniz. Bu durumda hard-diskiniz üzerinde kimse değişiklik yapamaz , herhangi bir dosyayı silemez , sadece sizin makinenizden dosya kopyalayabilir. Bu seçeneğin virüs girmesini de engellediğini unutmayın. Ancak isterseniz Tam Erişim hakkı vererek isteyenin hard-disk üzerinden istediğini yapabilmesini sağlayabilirsiniz.


Elbette tüm hard-diskinize erişim vermek zorunda değilsiniz. Yukarıda bahsettiğimiz işlemleri hard-diskinizdeki herhangi bir klasöre de yapabilirsiniz. Yazıcınızı paylaştırmak için yapmanız gereken Başlat`tan Ayarlar`ı oradan da yazıcıları seçmek. Açılan pencereden paylaştırmak istediğiniz yazıcıya sağ tık yapıp paylaşımı seçin. Buradan yazıcının adını belirleyebilir ve paylaştırabilirsiniz.


Bundan sonra networkünüzü kullanmaya başlayabilirsiniz. Masa üstündeki ağ komşuları ikonuna tıklayarak diğer bilgisayarlardaki paylaştırılmış dosyaları görebilirsiniz. Bu sisteme WinGate gibi bir proxy programı ekleyerek internet erişiminizi de paylaşabilirsiniz. Ancak bir Exchange Server ile farklı e-mail hesaplarını düzenlemek veya Fax Server ile her bilgisayardan kolayca fax atıp alabilmek istiyorsanız bir server`a ihtiyacınız olacak. İsterseniz kullandığınız bilgisayarlardan birini server olarak atayın isterseniz ayrı bir bilgisayar alın. Ancak bunun için NT gibi network kullanımına daha uygun bir işletim sistemi ve profesyonel yardıma ihtiyacınız olacak.



NETWORK SEÇİMİ VE KURULUMU



Bir bilgisayar ağı kurmadan önce tasarım konusunda belli kararlar almamız gerekiyor. Eğer küçük bir ağ planlıyorsanız, bu süreç oldukça kısalmakla beraber kesinlikle önemini yitirmeyecektir. İlk olarak , ağınızla hangi amaçlara ulaşmak istediğinizi belirlemek için bir fizibilite ve sistem analizi çalışması yapmanız gerekiyor. Böyle bir çalışma size doğru kit 'in seçiminde kuşkusuz çok yardımcı olacaktır.



YÖNETİCİ ATANMASI


Bu safhada yarı veya tam zamanlı bir ağ sorumlusu atamanız ve ona gerekli yetkileri vermeniz akıllıca olacaktır. Ağın verimliliği güvenirliliği ve güvenliği açısından sorumluluğun tek noktada toplanması yararlıdır.



TEMEL ALTYAPISAL KARARLAR


Artık, ağ projenizi meydana getirme aşamasına geldiniz. Bu çalışmanın en sıkıcı ve yorucu yanı kablo döşenmesidir. Ancak bu aşamada yapılacak dikkatsizlikler ileride pahalı bir başağırısı kaynağınız olabilir.

Peki seçenekler ne ? İşte küçük bir liste:

Koaksiyel kablo veya korumasız telefon kablosu (UTP) kullanan 10 MB/sn veya 100MB/sn hızında Ethernet (diğer adıyla 10BaseT)
4 veya 16MB/sn hızında Token Ring
100MB/s hızında Fiber-optik dağılımlı veya bakır dağılımlı Veri Arabirimi (FDDI-Fiber Distributed Data İnterface- Copper DDI)
Asenkron Transfer Modu (ATM),155 MB/sn


En iyi seçenek hangisi? Herhalde 10 MB/sn hızındaki kategori 5 UTP üzerinden Ethernet ,çünkü bu sistem oldukça ucuz ve genişletilmesi kolay. Toptan alındıklarında daha da ucuzlayan Ethernet NICleri (Network Interface Card) 100-200 dolara gibi fiyatlarla satın alabilirsiniz. Kartların yazılım yoluyla ayarlanabilir olmasına dikkat ederseniz , hem her değişiklikte PC'leri açmaktan kurtulur hem de şalter ayarlarının kaybedilmesi olasılığını yok edersiniz. Ayrıca alacağınız kart , Novell NE2000 standardı ile uyumlu olmalı ve çok kullanılan işletim sistemleri için sürücülerle beraber satılmalıdır. Çalıştığınız teknisyenlerin çoğu NICkonusunda deneyimli olacaklardır.

NIC'lerinizi koaksiyel kablolar yardımıyla birbirine bağlayabilirsiniz ancak sisteminiz kablolarda meydana gelecek arızalara karşı savunmasız olacaktır ve en küçük hasarda bütün ağ kullanım dışı kalacaktır.

Katagori 5 tipi UTP kullanılan sistemler ise bütün kablolar tek bir kutuda toplandıkları için daha hızlı ve güvenilirdirler. Kablolardan birinde meydana gelecek olan arıza sadece bir PC'yi etkiler.

Bu kutulardan biri olan Hewlett-Packard J2610A, fiyat verim oranı en yüksek ürünlerden biridir. Küçük çalışma grupları için tasarlanan sekiz kapılı bu kutu ,250-350 dolar arasında fiyatlara bulunabiliyor. Kutuyu aldığınızda yapmanız gereken tek işlem , kutuya NIC'lerden gelen kabloları ön panel aracılığıyla bağlamak. Sonra Windows For Workgroups kullanarak yazıcıları ve sabit diskleri paylaşabilirsiniz.

Ayrıca iki ayrı çalışma grubunuz varsa ve bunları birleştirmek istiyorsanız, bir kutunun herhangi bir kapısını diğer bir kutunun birinci kapısına bağlamanız ve bir düğmeye basmanız yeterlidir. Arka panelde , koaksiyel , hatta fiber-optik kablo bağlantıları imkanı sunan ve birçok ağı birleştirmeye yarayan modül yuvası ve bütün ağı yönetebilecek bir PC bağlamak için bir kart girişi bulunuyor. Bu PC yardımıyla kutuya bağlı terminalleri görebilir, bir kapının statüsünü inceleyip değiştirebilir, LAN trafiğini ve aşırı yükleme verilerini görebilir ve kutuyu sıfırlayabilirsiniz.

Diğer kablo şemaları, özel ihtiyaçlarınızın olmadığını varsayarsak , maliyet açısından Ethernet ile baş edemiyorlar. IBM tarafından tasarlanan Token Ring sisteminin çeşitli avantajları var. Yıldız biçimindeki bu yapılanma cinsi 4MB/sn hızında olmasına rağmen 10MB/sn hızında Ethernet kadar hızlı çalışıyor (eğer ağ çok yüklüyse daha da hızlı. Koaksiyel Ethernet'den daha güvenli olan bu sistemin maliyeti de oldukça yüksek tutuyor.
100MB/sn hızında Ethernet sistemlerine , bant genişliği önemli değilse pek rağbet etmeyin. Yalnız kablolarınız ilerideki bir genişleme olasılığına karşılık 100MB/sn hızında olsunlar. Kapasite sorunlarını yeni bir kutu ekleyerek çözmek daha etkili oluyor.
Şu sırada hızlı Ethernet için üç standart rekabet ediyor ve yanlış seçim yapma olasılığı hayli yüksek. Ayrıca seçim yaptığınızda yeni bir teknoloji olan ATM hepsinin pabucunu dama atmış olabilir. Fiber-Optik teknolojisiyle uğraşmanız gereksiz: bakır UTP'ler 100MB/sn Ethernet ve hatta 155MB/sn ATM için bile yeterli oluyorlar.





BAŞKA BİRİMİ ? KENDİNİZ Mİ ?



Sisteminizi kendiniz kurarak maliyeti düşürebilirsiniz ancak kablo ağınız güvenilir olmazsa kazandığınızdan daha fazlasını kaybedebilirsiniz. İzlenecek en akıllıca yol önce sistemin nasıl kurulacağını esaslıca öğrenmek, sonra da uzmanları çağırıp sistemi kurması onlara bırakmak. Böylece hem onların anlattıklarını anlayabilecek , hem de işlerinin ehli olup olmadıklarını anlayabileceksiniz. Seçtiğiniz uzmanların daha önce çalıştıkları firmalarla görüşmek de oldukça yararlı bir adım olacaktır.
Kablo ve konnektör alımında tasarrufa gitmeyin. Bütün işiniz o ince kabloların içinden akacak. Eğer koaksiyel kablo kullanacaksanız en kaliteli T-fişleri seçin. Eğer tavsiye edilen 10BaseT sistemini kullanacaksanız 100MB/sn hızında kategori 5 UTP seçin; ileride sistem genişlediğinde kabloları değiştirmek zorunda kalmazsınız. Kabloları yerden yürütmeyin, tavana döşeyip bütün çalışma masalarına kablo indirin (zamanla tüm çalışanların ağa katılacaklarını hesaplayın). Bütün şemayı kağıda dökün ve sık sık güncelleştirerek bir yerde saklayın.



PEER TO PEER VEYA SERVER


Kablo döşeme safhasını tamamladığınızda, ağ tipinizi belirlemenin zamanı gelmiştir. Windows for workgroups tarafından temsil edilen peer-to-peer ağlar, elde bulunan PC'ler kullanılarak teşkil edilebilmesi açısından yüzeyde kullanışlı görülüyor. Ağın üzerindeki herhangi bir makinenin sabit diskine ,CD-ROM sürücüsüne veya yazıcısına ulaşabilirsiniz. Ancak madalyonun bir de öteki yüzü var. Ulaştığınız PC ,başkası tarafından da kullanıldığı için üzerine iki kat yük binmiş oluyor. Düşük güçte çalışan bir PC bu yükü kaldıramayabilir. Ulaşmak istediğiniz bilginin bulunduğu PC'nin sahibi verileri yedeklemeyi ihmal edebilir veya yazıcının bağlı olduğu makina kapalı olabilir. Diğer alternatif olan Server sistemlerinde ortak kullanılan tüm kaynaklar kendi işletim sistemine sahip olan (Novell Netware veya WindowsNT ) ayrı bir PC'de , yani Serverda bulunur. Server uygulamalarının çalıştırılmasında kullanılmayıp sadece dosya yönetimine ayrılırsa ağın hızı önemli artışlar gösterecektir. Bütün veriler Server içinde saklanacağından yedeklenmeleri çok kolay olacaktır. Server'ın güç kaynağı korumalı olabilir, ve hatta güvenli bir yerde kilitli durabilir.


İŞLETİM SİSTEMİ SEÇİMİ


Ağ işletim sistemi, tamamen kullanıcılar ağ biçimine bağlı olarak yapılmalıdır. Bu sistemlerden en çok kullanılanı olan Windows For Workgroups ,LANtastics veya PowerLan kadar güçlü olmasa da çok popüler ve geniş bir destek hizmetine sahip.
Novell firması da , server ağları alanında 50.000 sertifikalı mühendis ile sektörün %72'sini elinde tutuyor. WindowsNT ise Microsoft'un bilgisayar ağları alanındaki tecrübe eksikliğinden dolayı yüksek bir pazar payına sahip değil. Sistemin yönetiminin kolay olması da dikkat edilmesi gereken bir husus teşkil ediyor. Örneğin Netware 3, çok etkili bir güvenlik sistemine sahip olmasına rağmen , ek ağ yönetim araçlarının yardımı olmaksızın ,özellikle birçok server’ı olan sistemlerde kurulması çok zor olan bir işletim sistemi. Kurulmadaki aksaklıklardan dolayı şifrelere ve dizinlere çok fazla insan ulaşabilecektir. Netware 4 ve WindowsNT ,bu konuda gayet iyiler ancak Windows For Workgroups'u etkili bir biçimde yönetebilmek için sisteme bir NT server katmalısınız



HANGİ UYGULAMALAR ?


Uygulamaların çalıştırılması için iki ayrı şekil mevcut: Client Server ve File Server. Client Server, uygulamanın kullanıcı ara birimiyle bilgi işlem birimlerini birbirinden ayırır. İsteğinizi ve gerekli verileri terminalinizden girersiniz ve bunlar serverda işlenip terminalinize geri gelir. Terminalde bu sonuçları belli bir şekle sokarak size sunar. Böylece ağ içerisinde en az miktarda veri dolaşmış olur. Veri tabanları bunun en önemli örneklerindendir. File Server uygulamaları ise ,bütün verileri terminale kopyalar, bunları terminalde işler ve sonuçları gösterir. Bu işlemler trafiği oldukça yoğunlaştırdığı için sadece düşük hacimli sistemlerde kullanışlıdır. Seçtiğiniz uygulamaların çok kullanıcılı bir ortam için yazılmış olmaları da çok önemlidir. Özellikle kullanıcısı arttıkça sürüne sürüne çalışmaya başlayan veri tabanlarına dikkat edin. Ağınızın bakımına da dikkat etmelisiniz. İşlenen veri miktarı, hatalar ve güvenlik ihlalleri ile ilgili raporlar çok yararlı olacaktırlar. Ortak kullanılan veriler ,kimsenin hatırlamasına gerek kalmadan, otomatik olarak yedeklenmelidir.


HANGİ DONANIM ?


Kullanıcı iş istasyonları için PC seçimi işletim sistemi ve kullanılan yazılıma bağlı olmasa da , peer-to-peer sistemlerde PC kapasiteleri ne kadar yüksek kapasitede olursa o kadar iyi verim alınacaktır. Eğer server alacaksanız, asla en azıyla yetinmeyin. Ağın hızı bellek miktarı ile doğru orantılı olduğundan ,özellikle bu alanda hiç tasarrufa gitmeyin. Satın alabileceğiniz en büyük ve en hızlı sabit diski seçin eğer ağınız iyi çalışıyorsa ,yere olan talep sizi şaşırtacaktır.
Herhangi bir PC server görevi görebilse de sadece bu görev için üretilen sistemleri tercih etmek akıllıca olacaktır. SCSI, PCI veri yolu üzerinde çalışıp ,işlemcinin yükünü azalttığı için multitasking ortamlarda çok daha kullanışlıdır. Saklanan verileri birkaç yere birden yazan sistemleri seçin . Bu konuda parayı esirgemezseniz, hatalı bir diski hiçbir veri kaybına uğramadan ve servere kapatmadan değiştirmenize olanak tanıyan sistemler alabilirsiniz.
Eğer sisteminiz ortak kullanımdaki prize bağlı tek bir güç kaynağı ile çalışıyorsa , gelişmiş bir RAID sistemine yatırım yapmak aptalca olacaktır. Daima kesintisiz güç kaynağı kullanın ve serverı elektrik şebekesine fiş kullanmadan direkt bağlayın. Ayrıca server'ın kutusunun kilitlenebilir olması da kontrollerle oynamasını engelleyecektir. Hatta kutunun alarmı bile olabilir.


BAŞARI NASIL ANLAŞILIR ?


Eğer insanlar verileri hala birbirlerine disketlerle geçiriyorlarsa , verilerini ağa yazmaktan korkuyorlarsa , bazıları kendilerine ait yazıcılar kullanıyorlarsa ve serverdan ortak olarak kullanılan uygulamalar oldukça az ise ,ağınız beklentilerinize cevap vermiyor demektir. Başarılı bir ağ ise kendini fark ettirmeden çok yoğun bir şekilde kullanılır. Başarının en ideal göstergesi bir çalışanın ağzından çıkacak şu sözlerdir: "Biz bilgisayar ağı kullanmıyoruz. Ben bütün verilerimi M sürücümde saklıyorum.


SPEED TRAPS:Uygulamalarda yaşanan hız sorunlarının nedenleri arasında çok kullanıcılı sistemler için tasarlanmamış olmaları,ağa çok yük binmesi serverın hafızasının az olması veya disket sisteminin yavaş olması ve NIC'lerin yavaş olmaları sıralanabilir.


BYTE RAID:RAID(Redundant Array of Inexpensive Disks, ucuz diskler serisi), hızlı modemlerdeki hata düzeltme mekanizması gibi çalışırlar. Veriler tek bir yere yazılacaklarına birçok diske ya kopyalanır ya da yayılır. Bir disk bozulduğunda , diğer disklerde eksikliğini gidermek için yeterli bilgi mevcuttur.


POINT TO POINT :ATM(Asenkron Transfer Mode) aynı bir telefon santrali gibi şalterler yardımıyla bir noktayı diğerine bağlar; ağın bant genişliği paylaşılmaz ve görüntü iletimi gibi zanam hassasiyeti olan uygulamalara öncelik tanınabilir.


IN CHARGE:Sadece tek bir insanın bütün bir ağa erişimi olmalıdır. Eğer bu mümkün değilse, rutin işlemlerin genel şifreye gereksinim duymamalarına dikkat edin.


TCP/IP NEDİR?
Protokol , bir iletişim sürecinde , internet bağlantısını sağlayan noktalar arasındaki , gidip gelen mesajlaşmayı düzenleyen kurallar dizisidir. Bu protokoller birbirleriyle iletişim içinde bulunan gerek donanım gerekse yazılımlar arasında oluşur. İletişimin gerçekleşmesi için her öğenin bu protokolü kabul etmiş ve uyguluyor olması gerekir.
TCP/IP de bu şekilde oluşan yüzden fazla bilgi iletişim protokolün toplandığı bir protokoller ailesidir. Bunlardan en önemlileri TCP ( Transmission Control Protocol ) ve IP ( Internet Protokol ) olduğu için bu ismi almıştır.
Bir bilgisayar ağında kullanılan protokol ne olursa olsun aslında bilgisayarlar fiziksel adresleri ile birbirlerini tanır ve iletişimde bulunurlar. Bu fiziksel adres ağ kartı veya ağa bağlanmayı sağlayan her hangi bir donanımın içinde hiçbir şekilde değiştirilmesi mümkün olmayan 48 bit olan bir numaradır. TCP/IP protokolünde diğer bilgisayarlardan farklı olarak her bilgisayar bir IP numarası alır.
Görünüşü “ 194.62.15.2 “ şeklindedir. İnternet`te bulunan her bilgisayarın kendine ait bir IP numarası vardır ve sadece ona aittir. IP adresleri 32 bitlik düzendedirler ama kolay okunabilmeleri için 8 bitlik 4 gruba ayrılmışlardır.
Internet üzerinde veri alış verişi yapan alıcı ve göndericiyi tanımlamaktadırlar. Veriler gönderilirken mutlaka gönderenin IP adresini taşırlar. Alıcının adresi de adresteki “ domain ” , adrese göre çözümlenir ve gönderilir.
IP adres yapısının 2 bölümü vardır. Birincisi bilgisayarın bağlı olduğu özel bir ağın numarası ikincisi ise bilgisayarların özel numarasıdır. Veriler dolaşım sırasında Router denilen yönlendiricilerden geçerken sadece bu özel ağın numarasına bakılır. IP adresleri a,b,c,d,e adı verilen beş sınıfa ayrılmışlardır. A sınıfı adresleri ilk “oktet“ ile belirlenir ve 0 ile 126 arasında olmalıdır. Örneğin 124.0.0.0 A sınıfı bir IP dir. Aynı şekilde B ilk iki oktetle belirlenir ve ilk okteti 129 ile 191 arasındadır. C sınıfı ise ilk üç okteti kullanır ve ilk okteti 192 ile 223 arasındadır. D ve E sınıfı IP`ler ise kullanılmazlar zira sadece test amaçlıdırlar.
Bir örnek vermek gerekirse , siz ISS`a telefon hattı ile bağlandığınızda ISS`in ağına dahil oluyorsunuz. Daha evvel alınmış olan IP adresi havuzundan size bir adres veriliyor. Mesela IP adresiniz 194.62.15.2 ise , ISS`nizin aldığı IP adresinin sınıfı C`dir. Yani üç oktet içinde bulunduğunuz ağı , sonda bulunan oktet da sizin bilgisayarınızın o andaki adresini temsil eder.



ROUTER


Router internet üzerinde kullanılan , paketlerin varış noktalarına giderken ki bir sonraki uğrak noktalarını belirleyen bir donanım veya kimi zaman bir yazılımdır. Router en az iki ağı birbirine bağlar ve paketlerin hangi yönde gideceğini bağlı olduğu ağların yapılarına ve durumlarına göre belirler. Router`lar olası her türlü yön hakkında bilgileri ve durumlarına ilişkin bir tablo oluştururlar. Bu bilgiyi paketlerin iletilmesi sırasında en güvenli ve en masrafsız yo hesaplayarak yönlendirme işlemini gerçekleştirirler.


İNTERNET PROTOKOLÜ IP


Internet`te herhangi bir veri gönderirken veya alırken , örneğin bir eposta ya da web sitesi , mesajlar küçük paketlere bölünür. Her paketin üzerinde gönderenin ve alıcının IP adresleri yazılı olarak bulunur. Her paket öncelikle “Gateway” adı verilen bilgisayardan geçer. Bu bilgisayar paketletin üzerindeki alıcının adresini okur ve buna göre paketleri yönlendirir. Bu işlem alıcının adresine en yakın bilgisayara kadar böyle devam eder. Bu en son bilgisayar da paketleri alıcı bilgisayara gönderir. Internet protokolüne göre yol alan bu paketler birçok değişik yönden giderek alıcıya ulaşabilirler. Hatta paketler olması gerektiği sırada da alıcıya ulaşmayabilirler. Internet protokolünün amacı sadece bu paketleri göndermektir. Paketleri eski düzenine getirmek bir başka protokolün yani TCP`nin görevidir.


DOMAİN NAME SYSTEM



IP adresleri ezberlenmesinin zorluğu nedeniyle , genellikle bilgisayarlar “ host “ adlarıyla anılırlar. Yani internet üzerindeki her bilgisayarın bir IP adresi bir de “ host “ ismi bulunur. Fakat iletişimin sağlanması için bu isimlerin tekrardan IP adreslerine çevrilmeleri gerekir. Bu yüzden bu çevirme işlemini yapması amacıyla DNS Domain Name System kullanılır. İnternet`te bulunan her IP adresini ve alan adını barındıran bir veribankasıdır. Bu sistem, öyle kurulmuştur ki , bu veritabanı belirli kriterlere göre ayrılır ve sınıflandırılır.
Bir bilgisayarın alan adı , isim.com şeklindedir. Ayrıca bulunduğu ülkeye göre sonuna ülkenin kodu da eklenir. Örneğin Türkiye`de bulunan bir alan adı şu şekilde olacaktır : “ isim.com.tr “ .
Bu her alanla ilgili birer DNS sunucusu vardır. “tr” domainini alan bütün bilgisayarların listesi bir sunucuda tutular. Veya sonu sadece “.com”la bitenler Amerika`da bir DNS sunucu bilgisayarda tutulur. Bu adresler sondan başa doğru ayrıştırılır. Yani “isim.com.tr” adına göre ayrılır. Ve diğer aynı adlı bilgisayarlarla birlikte düzenlenir. Eğer sonunda bir ülke adı yoksa, ki bu sadece Amerika`daki bilgisayarlar için geçerlidir , direkt “.com” adına bakılarak ayrıştırılır. Bunlara üst düzey domain de denilir.
.com ticari şirketler
.edu eğitim kurumları
.org ticari olmayan organizasyonlar
.net internet omurgası görevini üstlenen ağlar
.gov hükümete bağlı kurumlar
.mil askeri kurumlar
Bilgisayarımızda bir adres girdiğimizde bu bilgiler direkt olarak ilgili DNS sunucusuna ulaştırılır. Bu DNS sunucu eğer bu bilgisayarın bilgisini içeriyorsa DNS istemcisine hemen ilgili adresin IP adresini ulaştırır.



ARP ADSRESS RESOLUTİON PROTOCOL


Yerel bir ağ üzerinde IP adresleri belirlenmiş bilgisayarlar mesajlaşmaya başlamadan önce normalde IP adresinin sahibinin fiziksel adresini sorgulayan gelen bir yayın yaparlar ( broadcasting ). IP adresine sahip bilgisayar kendi fiziksel adresini içeren bir mesajı istemci bilgisayara gönderir ve böylece gerçek veri gönderimi bu adres üzerinden yapılmış olur.


IP ROUTİNG


Paketlerin net ortamında yönlendirilmesi ve gönderilmesi işlemi Internet Protokolünün görevidir. Paketlerin üzerlerinde yazılı olan adreslere bakarak bunu bir yönlendirme tablosundaki bilgilerle karşılaştırır ve yönlendirmeyi yapar. Bu tablonun oluşturulması görevi ise routing protocolün görevidir. Routing protokolün de çeşitleri vardır ama bunlardan sadece bir tanesi internet yönlendirme domainleri arasında bilgi alışverişi yapar.


ICMP
Internet Control Message Protokol bu protokol internet protokolün veri iletişimi sırasında beklenmedik bir olay gerçekleşmesi halinde göndereni uyarma görevi üstlenmiştir. ICMP mesajlarına örnek verecek olursak :


Destination Unreachable : Bu mesaj varış noktası olan hostun erişilmez olduğunu belirtmek için kullanılır. Yani alıcının bulunduğu ağ tanımsız ya da ulaşılamaz haldedir.
Echo And Echo Reply : Bu iki mesaj türü alıcının erişilebilir olup olmadığını anlamak için kullanılır. Gönderen bilgisayar alıcıya veri içeren bir echo mesajı atar. Karşılığında alıcı bilgisayardan cevap yani echo reply gelirse , alıcı bilgisayarın ağ üzerinde erişilebilir olduğunu gösterir.


TCP
Daha önce de belirtildiği gibi veriler küçük paketlere ayrılıp gönderilirken değişik yollardan ve değişik sıralar ile gönderilirler. Bu paketlerin sıralamasını sağlayan protokolün adı TCP (Transmission Control Protokol)`dir. Örneğin bize gelen herhangi bir veri önce paketlere ayrılır. Bu paketleme işlemini gerçekleştiren TCP aynı zamanda bu paketleri sırası ile numaralandırır ve adreslendirir ve IP katmanına gönderir. Artık gönderme işlemi sadece internet protokolünün elindedir. Paketler yola çıktıktan sonra birbirlerinden ayrılır ve farklı yönleri takip ederler. Bilgisayarımıza ulaştığında bizim bu paketleri bir bütün olarak ve tam sırasıyla görmemizi sağlayan gene TCP`dir. Aynı zamanda TCP/IP `nin en güvenilir protokol olmasını sağlayan işlevi de yerine getirir. Paketlerin belirli bir kısmı ulaştıktan sonra eğer paket sağlam ise TCP bize bir onay gönderir. Eğer paketlerde bir sorun var ise , bu onay gelmez ve biz bu verileri baştan göndermek zorunda kalırız. Yani diğer protokollerden farkı paketlere bir şey olması halinde biz bunu mutlaka biliriz ve eksikleri tekrardan göndermek suretiyle iletişimi kesin tamamlamış oluruz.


UDP
User Datagram Protokol TCP`nin aksine az güvenilir ama daha hızlı olmayı amaçlayan bir protokoldür. Bazı basit istem ve cevap ile işleyen uygulamalarda kullanılması işlemin daha hızlı gelişmesini sağlar. UDP`nin yaptığı paket üzerinde bulunan IP numarasını yanına bir adet port numarası eklemek ve böylece uygulamaların çalışması için gereken socketleri oluşturmak. İnternet`i oluşturan TCP/IP`nin bir başka katmanında bulunan bazı protokol ve uygulamalar da şöyledir:


TELNET: “ Telecommunication Network “ ibaresinin kısaltılmışı, kullanıcıya başka bir hosta bağlanıp ağ üzerindeki diğer hostlara ulaşma imkanı veren bir terminal protokolü


FTP: “ File Tranfer Protokol” kullanıcıya kendi bilgisayarı ile başka bir bilgisayar arasında dosya transferi yapabilmesine olanak veren bir protokol
ARCHİE: Kullanıcıya kayıtlı tüm anonymous FTP sunucularında belirli bir dosyanın adını aramasına olanak veren bir araç.


GOPHER: İnsanlara mönü bazlı ve hiyerarşik bir arayüz kullanarak veri repositories arasında arama yapılmasına olanak verev bir araç


SMTP: “Simple Mail Transfer Protokol” internet üzerinde elektronik olarak posta alım ve gönderimini sağlayan standart bir protokol. SMTP internet üzerindeki e-posta sunucuları arasında ve herhangi bir bilgisayardan e-posta sunucuları arasında ve herhangi bilgisayardan e-posta sunucusuna posta ulaşmasını sağlar.


HTTP: “The Hypertext Transfer Protokol” internet üzerinde bilgi değişimini sağlayan baz protokol. WWW üzerinde bilgiler kullanıldığı sisteme bakmaksızın HTML formatında yazılır ve her sistem bu formatı tanır.


FİNGER: Diğer kullanıcıların ya da hostların internet üzerindeki durumunu öğrenmek için kullanılır.


POP: “The Post Office Protokol” bir kullanıcının e-posta programı ile e-posta sunucu arasındaki POP e-posta sunucusundan istemciye postaların alınmasını ve kullanıcıların kendi posta kutularını yönetmelerine olanak verir.


DNS: “The Domain Name System” internet üzerinde bulunan isimleri ve bunlara ait IP adreslerini düzenler. Aynı zamanda posta ve isim sunucularını da alan adları ilişkilendirir.


SNMP: “The Simple Network Management Protokol” TCP/IP bazlı network araçlarını yönetmeye yönelik prosedürleri ve veritabanlarını belirler. SNMP (RFC 1157) is widely deployed in local and wide area network


PİNG: “The Packet Internet Groper” , bir sistemdeki kullanıcıya diğer bağlı bilgisayarların durumu ve mesajlaşma süresinde yaşanan gecikmeleri öğrenmesine olanak verir. ICMP Echo mesajlarını kullanır.


Whois/NICKNAME: Kullanıcıya internet üzerindeki “domain” ve “domain”`ler hakkındaki irtibat bilgilerini derleyen veri tabanlarında arama yapma olanağı verir.


TRACEROUTE: Paketlerin uzaktaki başka bir bilgisayara giderken ki yolunu takip edip öğrenmeye yarayan bir araçtır.

Yeraltında dev okyanuslar mı yatıyor?

ABD’li jeofizikçiler, Dünya yüzeyindeki suların, gezegenimizdeki toplam suyun ufak bir bölümünden ibaret olabileceğini öne sürüyor. Ringwoodite minerali içeren bir elmas parçasısının keşfi, manto tabakasının engin yeraltı okyanusları içerebileceğine yönelik yorumlara neden olmuş durumda.

Önceleri yeryüzünde bulunmadığı düşünülen ve doğal haliyle yalnızca meteorların içeriğinde rastlanan ringwoodite, kristal yapısına yüksek miktarda su hapsetmesi ile biliniyor. Araştırmacılar, elde edilen ringwoodite örneğinin ardından, deprem verilerini yakın takibe almışlar. Sonuçta elde edilen bulgular, sismik dalgaların üst manto ile alt manto arasındaki geçiş bölgesinde bir çok kesimde kuru materyal yerine doygun kayaçlardan geçtiğini gösteriyor.

Yerin yüzlerce kilometre derinliğinde, dev boyutlarda ve suya doygun rezervuarların bulunabileceği iddiası, dünyadaki bütün su rezervlerinin ortak bir kaynaktan dağıldığına ilişkin teorileri destekler nitelikte. Ringwooditçe zengin olduğu düşünülen bu katmanın en azından bir bölümünün su içerdiği ispatlanmış durumda. Yaklaşık olarak 400 ila 600 km derinliklerde bulunan bu geçiş bölgesi, daha bir çok tartışmanın odağında yer alacak gibi görünüyor.

Bu tabakada, dünya okyanuslarındaki suların 3 katından fazlasının yatıyor olabileceğini belirten uzmanlar, bu yöndeki araştırmaların daha uzun yıllar devam edeceğini belirtmekteler.



 
Ana Sayfa | Blog Kuzusu
Copyright © 2013. Blog Kuzusu - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama yapılamaz!..